Almanya Gezi Rehberi

Almanya Gezilecek Yerler


Yılan Derisi Kemer


Ses Yükseltme Cihazı


Power Hub Geciktirici


Power Hub Sertleştirici


Best Bull Geciktirici


Best Bull Sertleştirici


Geciktirici Sprey


Almanya Gezilecek Yerler

16 federal bileşenlerin bir araya gelmesinden oluşan Almanya, binler yıldır çevresindeki ve çok uzaklardan gelen krallık ve toplumlarla olan etkileşimleriyle çok renkli bir tarihe sahiptir. Farklı kültür ve toplumların izlerinin ve etkilerinin oluşturduğu kültürel harmanı somut biçimde modern çağa ulaştırmış çok sayıda tarihi ve kültürel değere sahiptir. Almanya’da gezilecek yerler önemli bir kısmı bu mimari, tarihi ve kültürel yapılardan oluşuyor. Bulunduğu coğrafik konumu dolayısı ile de mevcut olan iklimsel özellikleri ve doğal güzellikleri ile de eşsiz bir gezi deneyimi sunuyor. Almanya; mimari yapıları, sokakları, tarihi ve kültürel yapıları ve çok daha fazlasıyla Avrupa kıtasının en turistik şehirlerini barındırıyor. Her bir şehrinin farklı kozmopolit yapısı herkesin ilgisini çekebilecek ve kendisine hayran bırakacak güzellikleri içerisinde barındırıyor.

Türkiye’den Almanya’ya gittiğinizde mutlaka görmeniz gereken yerler ile ilgili kapsamlı bir inceleme gerçekleştirdik. Bu incelememizin yer aldığı yazımızın devamını izleyerek, daha önce Almanya’ya gitmeydiyseniz seyahatiniz için kendinize keyifli ve renkli bir rota oluşturabilirsiniz. Almanya’nın başkenti Berlin öne çıkıyor olsa da diğer şehirlerde kesinlikle geri kalmıyor. Gelin Almanya’da gezilecek yerler neler birlikte inceleyelim!


Berlin Gezilecek Yerler

Muhteşem doğal güzellikleri ve tarihi dokusu ile Berlin, turistlerin cazibe merkezi konumunda bulunuyor. Avrupa’nın “bohem” şehri olarak isimlendirilen Almanya’nın başkenti ve aynı zamanda da en gelişmiş ve en büyük şehri olan Berlin, 6 milyonluk bir nüfusa sahiptir. Almanya’nın ve yanı sıra Avrupa kıtasının sosyolojik, kültürel, tarihi ve politik izlerini içerisinde barındıran ve bugünde yaşayış biçimiyle bunu başarılı bir şekilde hissettirmekte olan bir şehirdir. Berlin gezilecek yerler günler sürebilecek bir rotayla ancak bitirilebilir. Berlin’in her bir metrekaresinde milattan öncesinden günümüze kadar yaşanmış tarih bulunuyor. Bu tarihin yaşanırken toplumsal olarak yaşanan kültürel birikimde bugünkü bir kültür şehri Berlin’i ortaya çıkarmaktadır. Berlin’de gezilecek yerler ile ilgili öne çıkan kültürel ve tarihi mekanlardan sizler için derleme yaptık.

  • Brandenburg Kapısı; Berlin gezilecek yerler arasında ilk sırada hakkıyla yer alacak bir yer varsa orası da Brandenburg Kapısı’dır. Orijinal adı Brandenburger Tor olan bu yer, kentin en klasik simgelerinden birisi konumunda yer alıyor. Bu yüzden de Almanya’da ve Berlin’de en fazla turist alan yerlerin başında geliyor. 1788 yılında yapımına başlanan ve 1791 yılında tamamlanan kapı, o dönemin Prusya Kralı 3.Friedrich Wilhelm tarafından Berlin için son derece ihtişamlı bir kapı yapma arzusunu beyan etmesiyle ortaya çıkmıştır. Kapının inşasını mimar Carl Gotthard Langhans yapmıştır. Mimar, kapının tasarımı için Yunanistan’ın başkenti Atina’da bulunan Akropolis’in görkemli giriş kapısından esinlenmiştir. Kapının mimarisi Neoklasik tarzdadır. Kapının üzerine daha sonradan 1793 yılında “quadriga” yani dört atın çektiği araba heykeli de ilave edilmiştir. Heykelde arabayı çeken kişi ise “Zafer Tanrıçası” Viktoria olarak simgelenmiştir.
  • Reichstag(Alman Parlamento Binası); Berlin’in temel sembolü Brandenburg Kapısı’nın çok az ilerisinde bulunan Alman Parlamento Binası, Berlin’de mutlaka görülmesi gereken yerler arasında yer alıyor. 1882 yılında Parlamento binası için düzenlenen yarışmaya katılan mimar Paul Wallot tarafından yapılan tasarım kazanmıştır. 1894 yılında ise binanın tamamlanması mümkün olmuştur. Klasisizm ve yüksek Rönesans etkisine sahip bir mimariye sahiptir. Tepesinde bulunan cam kubbesi ihtişamlı görselliğini tamamlayıcı bir unsut oluşturmaktadır. 360 derece olan kubbesi ile son derece etkileyici ve büyüleyici bir Berlin manzarası sunmaktadır. 1933 yılında Nazi yönetiminin iktidara yürüyüşünü sağlayacak olaylar silsilesinin başlangıcı olan son derece şaibeli büyük bir yangın geçirmiştir. Binanın girişinde “Dem Deutschen Volk” yani Alman Halkı’na yazısı bulunmaktadır. Yapısal özellikleri mesaj veren yapının giriş kapısı olması gerektiğinden ters bir şekilde İmparatorluk Sarayı’na bakan tarafta değildir. Tüm binayı gezebilmek için 1.5 saat için ayırmanız gerekiyor.
  • Alexanderplatz; Berlin şehrinin tarihi dokusuyla büyüleyen Mitte’nin en merkezi konumunda bulunan Alexanderplatz, ayrıca Almanya’nın en büyük meydanı olma özelliğine sahiptir. Almanların buluşma noktası olan bu meydan yerel halk tarafından kısaca “Alex” olarak isimlendirilmektedir. Meydanın ismi 1805 yılında Berlin’i ziyaret etmiş olan Rus Çarı 1.Alexander’dan gelmektedir. Doğu Almanya protestoları sırasında meydanda 1.5 milyonu aşkın kişiyi almıştır. Meydanda yine Berlin’i 360 derece izleme imkanı veren “Berliner Fernsehturm” yani Televizyon Kulesi bulunmaktadır. 16.50 Euro bedelle gece 12’ye kadar kuleden şehri izlemek mümkündür.
  • Müzeler Adası; Tarihi dokusuna ve değerlerine büyük bir önem gösteren Almanya’nın Berlin’de bulunan ve beş müzeden oluşan adasıdır. Berlin’deki Spree Nehri üzerinde bulunmaktadır. 1930 yılında müzelerin yapımına başlanmıştır ancak farklı mimarlar tarafından ancak 1980 yılında tamamlanmıştır. Beş müze hem mimarisi hem de temsil ettikleriyle, dünya müzeciliğine farklı bir örnek teşkil etmektedir. Adada bulunan 5 müze ise; Bode Museum, Neus Museum, Alte Nationalgaleria, Altes Museum ve Pargamon Museum şeklindedir. Ayrıca adanın hemen yakınında bulunan Modern Sanat Müzesi ve Alman Tarih Müzesi bölgeyi tarihi ve kültürel açıdan daha da değerli bir noktaya getirmektedir.
  • Charlottenburg Sarayı; Tarihe fazlasıyla önem verse de Almanya’nın geçirdiği yıkıcı 2.Dünya Savaşı gibi savaşlar ülkede bulunan saraylar başta olmak üzere tüm tarihi yapıların çok ağır hasarlar almasına neden olmuştur. Charlottenburg Sarayı’da bu yapılardan birisidir. 1695 yılında inşasına başlanmış ve 1713 tarihinde yapımı tamamlanmıştır. 1918 yılına kadar da bölgenin hakimi olan Hohenzollern hanedanına ev sahipliği yapmıştır. Barok mimari stilinde yapılmış olan saray yazlık saray şeklinde de kullanılmıştır. Günümüzde Saray, Altes Schloss(Eski Saray), Neuer Flügel(YeniKanat), Neuer Pavillon(Yeni Köşk), Mausoleum(Mozole) şeklinde 4 farklı kısımdan oluşmaktadır. Her bir bölüme girişte ek ücret ödemesi yapılması gerekiyor. Sarayda 18. Ve 19. Yüzyıl ünlü Fransız ressamlarına ve mimarlarına ait olan çok sayıda eser bulunmaktadır.
  • Berlin Katedrali(Berliner Dom); Berlin’de en fazla dikkat çeken simgelerden birisidir. 1700’lü yıllarda barok mimari yapıda tasarlanan yapı, 1822 yılında modernize edilmiş ve 1894’te 2.Wilhelm tarafından yeniden yaptırılmak üzere yıktırılmıştır. 1905 yılında bu kez neo-barok stilde yeniden inşasına başlanmış 2.Dünya Savaşı sırasında inşası sekteye uğramış ve hasar almış olduğundan 1981 yılında restorasyonla tamamlanmıştır. Panoramik Berlin manzarası için en etkili noktalardan birisidir. 114 metrelik yüksekliğe tırmanarak ulaşılan 270 basamaklı kubbe, harcanan efora eşsiz manzarasıyla hak ettiriyor. Almanya’da bulunan Protestan toplumunu temsil etmektedir. Ayrıca kilise orgu 1900’lü yılların başında büyük piyano tasarımcısı Wilhelm Sauer tarafından yapılmıştır.
  • Checkpoint Charlie; Almanya’nın doğu ve batı olarak ikiye ayrıldığı dönemde Doğu Berlin ve Batı Berlin arasındaki duvardan sadece 3 tane geçiş noktası bulunuyordu. Bu geçiş noktaları Helmstedt(Alpha), Dreilinden(Bravo) ve Charlie şeklindedir. Checkppoint Charlie’de doğuda Sovyet askerleri, batıda ise ABD askerleri nöbet tutmaktaydı. Kapıdan halkın geçiş imkanı çok sert tutumlarla önleniyordu. Sadece yabancılar, siyasiler ve müttefik askerleri geçiş yapabiliyordu. Diğer geçiş noktalarından farklı olarak bu geçiş noktası Soğuk Savaş döneminde 3.Dünya Savaşı’nın başlamasına neden olabilecek gelişmelerin yaşandığı bir yerdir. 1961 yılında Amerikan ve Sovyet askerleri tam 16 gün boyunca elleri tetikte beklediği ve ilk merminin silahtan çıkmasıyla 3.Dünya Savaşı’nın başlayacağı son derece gergin bir atmosferdir.
  • Holocaust Anıtı; Nazi Almanya’sı döneminde Yahudilere karşı uygulanan soykırımda hayatını kaybetmiş Yahudilere adanan bir anıttır. 2003 yılında yapımına başlanmış ve 1 yılda tamamlanmıştır. 19 bin metrekare gibi devasa bir alana yayılmıştır. 2.38 metre uzunluğa ve 0.95 metre genişliğe ve 0.2 ile 4.8 metre arasında değişen yükseklikte toplam 2.711 adet beton bloktan oluşan bir anıttır. Bloklar arasında Yahudi törenleri, medeni Alman kanunu ve çeşitli efsanelerden oluşan yazılar yer almaktadır. Soykırım Anıtı tam olarak Brandenburg Kapısı’nın yanında bulunmaktadır. Ülkede ve şehirde yaşanmış olan acıların izlerini çok daha net şekilde hissetmeyi sağlıyor.
  • Postdamer Meydanı; Berlin’de bulunan çok sayıdaki meşhur meydanlardan birisidir. Berlin’in modern çağdaki yapısal özelliklerini taşıyan tasarımlara sahiptir. Meydan genelinde sokak sanatçıları performanslarını sergilerken, açık hava sergileri ile kültürel bir yolculuğa çıkabilirsiniz. Meydanın adını ise Nazi Almanya’sının teslimiyetinin ardından biten savaşla birlikte İngiltere, SSCB ve ABD başkanlarının Avrupa’yı pay etmek üzere yaptıkları Postdam Konferansı’ndan almaktadır. 18.yüzyıl ile 20.yüzyıl arasında Berlin’in en önemli merkezi olmuştur.
  • Kreuzberg; Almanya’daki Türk izlerini arıyorsanız, mutlaka ziyaret etmeniz gereken bir yer. Çünkü Kreuzberg, “Klein İstanbul” yani “Küçük İstanbul” şeklinde isimlendirilmektedir. Bunun nedeni ise bölgedeki Türk nüfusunun oldukça yüksek seviyede olmasıdır. Berlin’de alternatif noktalardan birisi haline gelerek, kendi alt kültürüyle kente gelen turistlerin uğrak noktası olmuştur. Hip hop ve elektronik müzik türünün en önemli merkezlerinden birisi konumunda bulunmaktadır. Sadece Türkçe konuşarak bile burada yaşamı sürdürebilmek mümkündür. Kebapçıları, çay içilebilecek mekanları ve hatta kuruyemişçileri ile tam manasıyla bir Türk bölgesi yapısına sahiptir. Ayrıca eğlencenin kentteki önemli merkezlerinden birisidir.
  • Tiergarten; Berlin’de bulunan en büyük parklardan birisidir. Almanya’daki ise en büyük ikinci parktır(İlki Münih şehrindeki Englisher Parkı). Berlin’in Mitte ilçesinde bulunmaktadır. 16. Yüzyılda kraliyet ailesi tarafından avlanma maksadı ile kullanılmaktaydı. Parkın toplam alanı 210 hektardır. Parkın büyüklüğü ve zenginliği dünyada Central Park ve Hyde Park gibi yerlerle kıyaslanarak, Berlin’in bu minvaldeki parkı olarak değerlendirilmektedir. Parkın peyzaj çalışmaları ve yapılarına özel mimarisi 1833 ile 1838 yılları arasında Peter Joseph Lenne tarafından gerçekleştirilmiştir. 2. Dünya Savaşı sırasında yerel hak fakirliğin getirdiği yıkımla ısınmak için ihtiyaç duyduğu odunları, buradaki ağaçları keserek, elde etmeye çalışmıştır. Ancak kısa süre içerisinde yeniden ağaçlandırma çalışması yapılmıştır.
  • Kaiser Wilhelm Anıt Kilisei; Berlin’deki önemli simgelerden birisidir. Kaiser Wilhelm Anıt Kilisesi, Berlin’in Charlottenburg semtinde bulunur. 1985 yılında halka açılmış ve Protestan Kilisesi olarak faaliyet göstermektedir. Savaş sırasında kulesinin ağır hasır almasından dolayı yeniden yapılmamıştır. Bu sebeple yerel halk tarafından “Yıkık Kilise” şeklinde de isimlendirilir. Almanya İmparatorlu 2.Wilhelm tarafından yapılan istek üzerine inşa edilmiştir ve 1.Wilhelm anısına yapılmıştır. Romanesk stildeki kilisenin yapımı için o dönem 7 milyon Mark harcandığından fazlasıyla tartışma yaratmıştır. Heykelleri, freskleri ve resimleri ile iç mimarisi de kendisine hayran bırakıyor. Ana kulesi 113 metredir.
  • Gendarmenmarkt Meydanı; Berlin’in kültürel ve eğlence odaklı tüm etkinliklerinin yapıldığı en önemli meydanlardan birisidir. Açık hava konserlerinin yapıldığı meydan, son derece ilgi çekici kafeleri ve kendisine has stildeki pazarıyla en özel noktalardan birisidir. 17.yüzyılın son yıllarında aktif şekilde Almanlar tarafından kullanılmaktadır. Opera Binası ve Oranienburger Caddesi ile bağlantısı bulunmaktadır. Ayrıca meydanda FranzösischerDom, Deutcher Dom katedralleri ile Konzerthaus yer almaktadır. Ayrıca meydanda mimar Friedrich Schiller’ e ait bir heykel bulunmaktadır.
  • Unter den Linden; Berlin’nden 1.5 kilometre uzaklıkta bulunan bir bulvar olan Unter den Linden, Türkçe olarak “Ihlamur Altında” anlamına gelmektedir. Bu adı almasının temel nedeni ise ıhlamur ağaçlarıyla çevrilmiş yolu her iki yolunda muhteşem bir yürüyüş gerçekleştirebiliyor olmaktan gelmektedir. Yolda bulunan tüm ıhlamur ağaçları 1647 yılında dikilmiştir. Kraliyetin hakimiyet gücünü arttırmasıyla bulvar çevresinde 1701 ve sonraki yıllarında özel bir mimaride yapılaşmada gerçekleştirilmiştir. Bu şekilde bugün ziyaret eden herkesi kendisine hayran bırakan bir nokta haline gelmiştir. Yolun her iki tarafında da farklı dönemlerden gelen farklı isimlere ve tasvirlere ait olan heykeller bulvarı süslemektedir. Berlin’de görülmesi gereken yerler arasında yer almaktadır.
  • DDR Müzesi; Spree Nehri kıyısında ve Berlin Katedrali’nin karşısında bulunan özel atmosferiyle mutlaka gezilmesi gereken yerlerden birisidir. 2006 yılında yapılmış olan müze “Genschichte zum Anfassen” yani Türkçe karşılığı “Dokunulabilir Tarih” şeklindedir. 1949 yılındaki Doğu Almanya sokaklarını birebir yansıtan bir müzedir. Bu şekilde o zamanın baskıcı ve yıkıcı toplum yaşamının hislerini ve duygularını çok daha özel bir şekilde deneyim etme ve anlayabilme imkanı sunuyor.
  • Filarmonik Konser Salonu; Berlin Filarmoni Orkestrası dünyada büyük bir üne sahiptir. Almanya’nın salon sanatları alanındaki en önemli simgelerinden birisi konumunda bulunuyor. Eğer klasik müzik tutkunuysanız ve Almanya’da bulunuyorsanız mutlaka Filarmonik Konser Salonu’nda icra edilecek bir filarmoni konserine katılmalısınız. 1963 yılında Hans Scharoun tarafından yapılmıştır. Salon turları bulunan yapıya her gün öğlen 1.30’a kadar 5 Euro karşılığında ziyaret gerçekleştirebilirsiniz. Düzenlenen konserler için ise oturma düzenine göre değişiklik gösterecek biçimde 9 Euro ile 290 Euro aralığında fiyatlandırmalar bulunmaktadır.
  • Alman Tarih Müzesi; Almanya tarihi hakkında bilgi edinmek istiyorsanız, gidebileceğiniz en iyi müzelerden birisidir. 2000 yıla uzanan tüm Alman-Cermen tarihinin yer aldığı bir müzedir. Farklı stil ve özelliklerde olan iki binanın bir araya gelmesinden oluşmaktadır. Her iki binada barok stile sahiptir. Binalardan birisi “Zeughaus” yani cephanelik, diğeri ise Çin asıllı ABD’li mimar I.M.Pei tarafından tasarlanmış cam çatıya sahip özel bir binadır. Almanya’da bulunan müzeler içerisinde en fazla dijital verisi bulunan müze konumunda bulunur. 500 bini aşkın müze parçasından 80% gibi bir kısmı dijital olarak erişilebilir durumdadır. 18 yaş altına ücretsiz olacak şekilde 8 Euro giriş bileti bulunmaktadır.
  • Berlin Olimpik Stadyum; Berlin’in doğusunda bulunan bu devasa stadyum, kentin ve ülkenin en önemli simgelerinden birisidir. Almanya’nın tarihteki spor başarılarının önemli merkezi ve simgesi haline gelmiştir. 1933 yılında mimar Werner March tarafından inşa edilmiştir. Stadyum 112 bin metrekarelik bir alan üzerine kuruludur. Günümüzdeki mevcut kapasitesi 74.064’tür. Nazi Almanyası’nın propaganda çalışmalarından çok fazla tanınan bir yapıdır. Özellikle Olimpiyat Oyunları sırasında Nazi lideri Adolf Hitler’e ait pek çok bilgi ve görsel kaynak burasıyla ilgili olarak mevcuttur.1936 Yaz Olimpiyatları, 1974 ve 2006 FIFA Dünya Kupası final maçlarına da ev sahipliği yapmıştır. Dünyaca ünlü müzik grupları tarafından da efsanevi konserler düzenlenmiştir.

Yılan Derisi Kemer


Ses Yükseltme Cihazı


Power Hub Geciktirici


Power Hub Sertleştirici


Best Bull Geciktirici


Best Bull Sertleştirici


Geciktirici Sprey


Münih Gezilecek Yerler

Almanya’nın en popüler ve en çok ziyaret edilen şehirlerinden birisi de Münih’tir. Dünyanın her yerinde milyonlarca turisti ağırlayan şehir eşsiz doğal güzellikleri, kültürel ve tarihi müzeleri, doğal parkları ve halen eskisi gibi korunan sokaklarıyla herkesi kendisine hayran bırakmayı başarıyor. Münih’te görülebilecek yerler arasında çok sayıda mekan bulunuyor.

  • Neus Rathaus; MarienPlatz’ın hem yanında bulunan Neus Rathaus, Türkçe karşılığı “Yeni Belediye Sarayı” şeklindedir. 1867 ile 1909 yılları arasında yapılmıştır. Gotik mimarinin en önemli örneklerinden birisi olan bina 85 metre uzunluğa sahiptir. Ayrıca sarayın en üst noktasından muhteşem bir Münih panoraması sunuyor. Sabah 10 ile akşam 17 arasında 2.50 Euro karşılığında kuleden Münih seyredebiliyor.
  • Altes Rauthaus; MarienPlatz meydanında bulunan bir diğer saraydır. 15.yüzyılda inşa edilen “Eski Belediye Sarayı” 2.Dünya Savaşı sırasında ciddi bir hasar almıştır. Bu nedenle eski dokusu korunmaya çalışarak, yeniden onarımı gerçekleştirilmiştir. Adından da belli olduğu gibi eskiden belediye binası şeklinde kullanılmıştır. Ancak günümüzde Oyuncak Müzesi olarak faaliyet göstermektedir. Her gün 11.00 ile 17.00 saatleri arasında yetişkinler 4 Euro, çocuklar ise 1 Euro karşılığında giriş yapılabilmektedirler.
  • St.Peter Kilisesi; Münih’te gezilecek yerler listesinde ilk sıralarda yer alan kilise, kentin en önemli yapılarından birisidir. Kilise adını Aziz Peter’den almaktadır. Kilise içerisinde azize ait bir de heykel bulunmaktadır. 16.yüzyıl Almanya’sında Erasmus Grasser tarafından inşa edilmiş bir heykeldir. Kilise ise 11. Yüzyılda inşa edilmiş ve 1327 yılına kadar orijinal görünümünü korumuştur. 1327’de büyük yangın sonrasında Gotik stilde yeniden işa edilmiştir. 17.yüzyılda ise bu defa Rönesans dokusuyla yeniden inşa edilmiştir. 92 metrelik ve 306 basamaklı bir kuleye sahip olan kilise 3 Euro karşılığında gezilebilmektedir.
  • Frauenkirche; Münih’te bulunan büyük kiliselerden birisidir. 1468 ile 1488 yılları arasında inşa edilen kilise, “Kadınlar Kilisesi” ve “Meryem Ana Kilisesi” şeklinde de isimlendirilmektedir. İtalyan Rönesans stilinde inşa edilmiş kubbesi ise 1524 yılında tamamlanmıştır. Kiliseye girişler ise ücretsiz olarak gerçekleştirilebilmektedir.
  • Nymphenburg Sarayı; Münih’in en önemli yapılarından birisi olan Nymphenburg Sarayı, 1664 ile 1758 yılları arasında inşa edilmiştir. Barok stile sahip olan mimarisiyle dikkat çeken sarat, önceleri yazlık saray olarak kullanılmıştır. Wittelsbasch ailesine ait olan yazlık, zaman içerisinde eklemeler yapılarak saray formu kazandırılmıştır. En önemli özelliklerinden birisi de Avrupa kıtasının en çok ziyaret edilen ve en büyük saraylarından birisi olmasıdır. Taş Salon, Saray bahöesi, İnsan ve Doğa Müzesi, At Arabaları Koleksiyonu gibi pek çok farklı bölümden oluşur. Özel bitki yapısı, ağaçları, manzaraları ve özel tasarımlı çeşmeleriyle eşsiz bir ortam sunuyor. 2004 yılından sonra saray içerisinde ve bahçesinde çeşitli konser etkinlikleri de düzenlenmeye başlanmıştır.
  • Alman Teknoloji Müzesi; Bilim ve sanayi alanında Almanya’nın tarihten gelen gücünü en iyi şekilde yansıtacak ve öğrenmenize yardımcı olacak bir müzedir. Münih’te bulunan Alman Teknoloji Müzesi, 1903 yılında kurulmuştur. Her yıl 1.5 milyondan fazla kişi tarafından ziyaret edilmektedir. Müze içerisinde yüz bini aşkın esere yer verilmektedir. Almanya’nın bugünkü teknolojik ve sanayi açısından mevcut olan liderliğinin temellerini oluşturan teknolojik gelişiminin tüm aşamalarını tek tek görebilme imkanı sunmaktadır.09.00 ile 17.00 saatleri arasında açık olan müzeye girişler yetişkinlere 14 Euro, çocuk ve gençler için 4.50 Euro şeklindedir. Ayrıca kombine bilet seçeneği de mevcuttur ve 21 Euro fiyata sahiptir.
  • Münih Olimpiyat Parkı; Almanya’nın Münih kentinde 1972 Olimpiyat Oyunları için düzenlenmiş Olympiapark, önceki yıllarda Bavyera Kraliyet Ordusu talim alanı olarak kullanılmıştır. 290 metre uzunluğa sahip televizyon kulesi ile şehrin en yüksek yapısıdır. İçerisinde Olimpiyat Stadı’nı da bulunduran devasa bir olimpiyat kompleksidir. 2005 yılına kadar dünyaca üne sahip, büyük futbol kulüplerinden Bayern Münih ve 1869 Münih takımları tarafından kullanılmıştır. Kış aylarında 09.00 ile 16.00 saatleri arasında da açık olan stadyumu sadece 3.5 Euro karşılığında gezebilmek mümkündür.
  • Odeonsplatz; Münih’te bulunan önemli merkezlerden birisi konumunda bulunan Odeonsplatsz adını en eski konser salonu olan Odeon’dan almaktadır. Residenz, Feldherrnhalle ve Siegestor şeklinde 3 önemli anıt meydan içerisinde bulunur. Meydan 19.yüzılda inşa edilmiştir.
  • Asam Kilisesi; Görkemli dini yapılardan birisi olan Asam Kilisesi, 1746 yılında Cosmas ve Egid Asam kardeşler tarafından inşa edilmiştir. Barok mimari stile sahip olan kilise mimari özellikleri ile şehrin cazibe merkezlerinden birisi konumunda bulunuyor. Freskleri, alçı figürleri ve yağlı boya resimleri ile dikkat çekiyor. Ayrıca dev sütunlarla çevrelenen Aziz John figürü bulunmaktadır. Her gün ücretsiz olarak ziyaret edebilme imkanı bulunmaktadır.

Frankfurt Gezilecek Yerler

Alman tarihi için önemli cazibe merkezlerinden birisi konumunda bulunmaktadır. Almanya’nın en önemli ve en gelişmiş şehirlerinden birisi olan Frankfurt, eşsiz mimariye sahip yapıları ve özel doğal mekanlarıyla Almanya’da gezilecek yerler arasında ilk sıralarda yer alıyor.

  • Frankfurt Katedrali; Saint Bartholomew İmparatorluk Katedrali olarak da isimlendirilen Frankfurt Katedrali, Main ana şehrinde bulunmaktadır. Roma Katolik gotik kilise mimarisine sahiptir. Saint Bartholomew için yapılmıştır. Bu kilise tam olarak aynı noktada yapılmış üçüncü kilisedir. 19.yüzyılın sonlarına doğru başlayan kazı çalışmaları ile 7.yüzyıla kadar uzanan yapılar ortaya çıkmıştır. 95 metre yüksekliği ile eşsiz bir Frankfurt panoraması sunan kulesi bulunmaktadır. Ücretsiz olarak giriş yapılabilmektedir.
  • Römerberg; Frankfurt şehrinin en eski merkezlerinden birisi konumunda bulunmaktadır. Bölgede 14. Ve 15.yüzyıllara ait çok sayıda bina bulunmaktadır. Otantik bir Almanya atmosferini turistlere sunmaktadır.
  • Eski Opera Binası; Opera gibi salon müzik ve sanatları Almanya’nın en fazla sembolü olan unsurları içeren bir alandır. Bu nedenle de Almanya’nın tüm şehirlerinde olduğu gibi Frankfurt şehrinde de opera binaları dikkat çekiyor. 1880 yılında açılan, 1944 bombalamaları sırasında tamamen yıkılan ve 1981 yılında yeniden inşa edilen bir binadır. Eski Opera Binası yeni haliyle halen etkinliklere ev sahipliği yapmaya devam etmektedir.
  • Hauptwache; Frankfurt şehrinin modern bir şehir alanı haline gelmesini sağlamaktadır. Bölgenin barok stilde binalarıyla uyumlu mimari özellikleri nedeniyle bu ismi almıştır. 1730 yılında şehirde bulunan milisleri barındırma amacı ile inşa edilmiş bir binadır. 1905 yılından beri ise “Cafe Hauptwache” isimli bir kafe olarak faaliyet göstermektedir.
  • Palmengarten Botanik Bahçesi; 22 hektarlık bir alanı kaplayan bir parktır. Yeşilliğiyle dikkat çeken alan 1871 yılından beri Alman halkına ve turistlere hizmet vermektedir. 7 Euro giriş bedeli ile hafta boyunca 09.00 ile 18.00 saatleri arasında giriş gerçekleştirilebilmektedir.
  • Goethe Evi ve Müzesi; Dünya edebiyatının en önemli ve en özel ismi olan Goethe’nin müzeye dönüştürülmüş evi Frankfurt’ta bulunmaktadır. Innenstadt bölgesinde bulunan müze Alman şair ve yazar Goehte’nin doğduğu, büyüdüğü ve ünlü eserlerinden bazılarını kaleme aldığı evdir. Yetişkinler için 7 Euro, öğrenciler için 3 Euro ile Pazar 10.00 ile 17.30, diğer günler ise 10.00 ile 18.00 saatleri arasında giriş yapılabilmektedir.

Yılan Derisi Kemer


Ses Yükseltme Cihazı


Power Hub Geciktirici


Power Hub Sertleştirici


Best Bull Geciktirici


Best Bull Sertleştirici


Geciktirici Sprey