Sezaryen

Sezaryen doğum ameliyatı dikişleri

Sezaryen doğum ameliyatı ve dikişleri;

Sezaryen doğum ameliyatlarında 4 farklı katmandaki açıklıklar dikiş ile birleştirilerek ameliyat işlemi bitirilir. Bu katmanlar uteris, fasya, cilt altı ve üst cilt şeklinde sıralanır. Son işlem olan üst cildin kapatılmasındaki dikişler kozmetik açıdan ve en önemlisi yaralanan bölgede enfeksiyon veya açılma gibi riskler taşıdığı için önemli bir dikiş işlemidir. Sezaryen doğum ameliyatlarında rutin olarak cilt kesisi karın alt kısmında yatay biçimde uygulanan kesidir. Bu işlem ‘pfannenstiel insizyon’ olarak adlandırılır. Nadiren de olsa bazı durumlarda göbekten aşağıya doğru dikey kesi gerekebilir. Bu işlem ‘göbek altı midline kesi’ olarak adlandırılır. Her iki kesi işleminde de cilt kesisi için aynı dikiş yöntemleri uygulanır. Pfannenstiel insizyon kesisi hastanın ameliyat sonrasında kozmetik memnuniyeti açısından daha iyi sonuç verdiği gibi ağrının daha az hissedildiği kesi türüdür.

Sezaryen doğum ameliyatında cilt nasıl dikilir?

Sezaryen doğum ameliyatında en sık uygulanan kesi yatay ve pubik tüylerin hemen üzerinden uygulanan bir kesi olduğu için ameliyat sonrası iz belirgin bile olsa genellikle mayo, bikini gibi giysilerin altında kalır ve dışarıdan belli olmaz. Sezaryen doğum ameliyatında 4 farklı dikiş yönteminden biri uygulanmaktadır.

1- Dışarıdan görünmeyecek şekilde cildin altına atılan dikiş; ‘Subkutikuler sütur’ olarak da adlandırılan ve genellikle kendiliğinden eriyen absorable dişik ipliği kullanılan dikiş yöntemidir. Halk arasında estetik dikiş olarak adlandırılır. Olabildiğince az miktarda iz bırakması ve dikişin ardından dıştan bakıldığında dikiş atılmış izlenimi bırakmamasından dolayı estetik dikiş adını almıştır.

2- Cildin üzerine tel zımba (staple) ile atılan dikiş; Kırtasiye ürünlerinden bildiğimiz tel zımbaya çok benzeyen aparat ve tel zımbanın çalışma mantığına yakın bir sisteme sahip cihazlarla yapılan bu dikişte kesilen bölgeye tek tek zımbalama işlemi yapılarak açık kenarlar birbirine bitiştirilir. Dikişin bir hafta sonrasında açık kenarlar birbirine birleştiği için ciltteki teller ağrısız ve rahatlıkla alınabilir.

3- İplik ile cilde tek tek atılan dikiş; Bu dikiş yöntemi genellikle kendiliğinden erimeyen süturlerle atılır ve dikişten ortalama 1 hafta sonra dikişler tek tek alınmalıdır.

4- Yapışkan bant (strip) yöntemi ile dikiş; Yara üzerine strip adıyla bilinen yapışkan bant ile açık kenarlar birbirine birleştirilir. Vücutta fazla gerilmeyecek bölgelerde ve küçük kesili ameliyatlarda daha çok tercih edilen dikiş yöntemidir.

Yukarıda açıkladığımız 4 dikiş yönteminden sezaryen doğum ameliyatlarda en çok tercih edileni halk arasında estetik dikiş olarak adlandırılan ilk maddede açıkladığımız dikiş yöntemidir. Dikiş türleri hastanın ameliyatının başarı oranına göre, hastanın bünyesi, estetik durumdan dolayı doktoruyla alacağı ortak karar, yaranın çabuk kapanmasının gerekliliği gibi durumlara göre belirlenebilir.

Sezaryen doğum ameliyatında dikişler ne zaman iyileşir?

Dikiş atıldıktan sonra 24 – 48 saat içerisinde cilt üzerinde epitel tabaka oluşur. Bu sebeple genellikle ameliyattan sonra 2 gün hasta banyo yapmamalıdır. Ciltteki kesinin tamamen birleşmesi 1 hafta sürer.

Sezaryen Doğum ameliyatında dikişler kaç gün sonra alınır?

Rutin uygulanan cilt altı süturlar genellikle alınmazlar ve kendiliğinden eriyip kaybolurlar. Eğer dikiş atılırken erimeyen sütur kullanılmış ise bu dikişler ameliyattan bir hafta sonra alınır. Dikiş alınma süresi bazı durumlarda değişebilir. Hasta ameliyattan 6 gün sonra gittiği sağlık kuruluşunda dikişin alınmaya uygun olduğu veya sürenin ertelenmesi gerektiği belirlenir.

Sezaryen Doğum ameliyatında dikilen bölgede sertlik, şişme ve ödem;

Özellikle ilk haftalarda ödem nedeniyle dikilen bölgeye yakın yerlerde hafif sertlik ve şişlik olabilir. Aşırı şişlik durumunda hasta doktora başvurmalıdır. Kırmızı ve mor renkte çok büyük şişlik olması hematom problemi oluşturabilir.

Sezaryen doğum sonrasında dikişlerin patlaması;

Cilde açılan dikişin dikişler alınmadan önce kendiliğinden açılması halk arasında dikişin patlaması olarak adlandırılır. Sık rastlanmayıp nadiren görülen bu durumun sebepleri; hastanın tedbiri veya dikiş yöntemi gibi çeşitli sebeplerden kaynaklanabilir. Açıklık tamamen kapanmadan dikişlerin kendiliğinden açılması durumunda genellikle kısa sürede kapanması için pansuman yapılarak hafif bir tedavi uygulanır. Açıklığın büyük olduğu durumlarda birkaç dikiş atılması gerekebilir.

Sezaryen dikişlerinde ağrı, yanma, uyuşukluk ve kaşıntı;

Sezaryen doğum ameliyatı sonrası atılan dikişlerde ilk günlerde dikiş bölgesinde hafif şiddette ağrı ve yanma hissedilebilir. Ağrı ve yanma genellikle kesilen bölgenin uç kısımlarında ve en çok sağ kısımda hissedilir. Uç kısımlarda his kaybı ve uyuşukluk birkaç hafta sürebilir. Hafif kaşıntıların olması normaldir, kaşıntı, ağrı ve yanmalarda şiddet artarsa doktora başvurulması önerilir.

Sezaryen dikiş bölgesinde kızarıklık, kötü kokulu akıntı ve sıcaklık;

Dikiş bölgesindeki kötü kokulu akıntı, kızarıklık ve sıcaklık olması enfeksiyon belirtisidir ve bu durumda hastanın doktoruna başvurması gerekir. Eğer diğer belirtiler olmayıp sadece berrak ve kokusuz bir akıntı gelmesi durumunda enfeksiyon riski yoktur. Enfeksiyon olması durumunda giceceğiniz sağlık kuruluşunda yara yerinin incelenmesi, pansuman ve antibiyotik alımı gibi uygulamalarla enfeksiyon önlenecektir.

Sezaryen dikişlerinde kanama;

Genellikle sezaryen doğum ameliyatı sonrasında dikiş esnasında dikilen bölgede kanama meydana gelebilir. Dikilen bölgede dikiş esnasında beyaz renk gazlı bez veya beyaz flaster kullanılması kanamayı daha rahat gözlemlemeyi ve gereken önlemleri almayı sağlar. Kanama şiddetli ise üzerine ağırlık bastırılarak kolaylıkla dindirilebilir. Hasta ameliyat sonrası yeniden kanama olmamasına yönelik gerekli önlemler alınır. Buna rağmen hasta evine gittiğinde dikiş bölgesinde kanama olursa doktorunu bilgilendirmesi gerekir.
Sezaryen doğum ameliyatında estetik dikiş nasıl yapılır?

Tıp dilinde sub-kutikuler, halk arasında estetik dikiş olarak adlandırılan ve dışarıdan bakıldığında ameliyatın hemen sonrasında dahi dikiş izi çok hafif belli olan ve kısa süre sonra neredeyse izlerin tamamen yok olmasını sağlayan ve günümüzde en çok tercih edilen dikiş yönteminde kesilen bölge kapandıktan sonra dikişlerin alınması gibi bir işlem yapılmaz, dikiş için cilt altında kullanılan materyal kendiliğinden erir.

Estetik dikiş nasıl yapılır?

Absorbable dikiş iplikleri kendiliğinden erimektedir ve dikişlerin alınmasını gerektirmez. Fakat bu dikiş bazen kendiliğinden erimeyen ve ameliyattan sonra alınması gereken iplik kullanılarak ta yapılabilir. Dikiş esnasında cilt altında kesilen bölgenin bir ucundan diğer ucuna kadar uzanan ve görünmeyen iplik, kesilen bölge birbirine birleştikten sonra, yani genellikle dikişten bir hafta sonra basit bir şekilde alınır.

Sezaryen doğum ve diğer ameliyatlarda dikiş izleri;

Skar nedir? Türkçe karşılığı yara izi olan skar ifadesi tıp dilinde daha çok ameliyatlardan sonra atılan dikişlerde kalan izler için yara izi anlamında kullanılmaktadır. Cilt yaralanmalarından sonra ve ameliyatlarda cildin kesilmesinden sonra oluşan dokuda cildin tamamen iyileşmesine kadar geçici olarak vücutta oluşan doku skar olarak adlandırılır. Bazen çok belirgin olarak görülebilmekteyken bazen çok hafif pürüz şeklinde görünür. Halk arasında bu ifadeye dikiş izi şeklinde muhtemelen rastlamışsınızdır. Ameliyat veya dikiş olsa da olmasa da yaralanmalarda ciltte az veya çok iz muhakkak meydana gelir. Cerrah tarafından en iyi tıbbi koşullarda bile aynı yaralanmalara veya aynı ameliyatlara yapılan müdahale, tedavi, ameliyat veya dikiş yöntemi tamamen aynı olup birden fazla hasta üzerinde aynı işlem yapıldığında, skar dokularında farklılık, yaranın iyileşme süresinde değişkenlik gözlemlenebilir. Bu durum hastanın genetik yapısından kaynaklanmaktadır. Skar dokusu sadece ciltte değil, vücuttaki farklı dokularda da yara sonucu oluşabilen yaralanma ve iyileşme arasında geçen biyolojik süreçtir.

Hibertrofik skar nedir? Skar oluşum sürecinde kollojen dokusunun fazla sentezlenmesinden dolayı cillte görülen skar aşırı kabarık ve kırmızı renkte ise hibertrofik skar olarak adlandırılır.

Keloid nedir? Hibertrofik skarın daha belirgin ve tümöral kitle şeklinde olmasıdır ve genellikle siyah ciltli kişilerde daha sık görülür. Ameliyat sonrası bu derece ciddi bir oluşum meydana geldiğinde estetik cerrahi müdahalesi ile gereken ek tedaviler uygulanmalıdır.

Skar oluşumunu etkileyen faktörler?

– İlerleyen yaş sebebiyle derideki elastikiyet ve kalınlık azalır. Bunun nedeni ciltteki kallojende meydana gelen değişiklik ve yağ dokusundaki azalmadır. Bu sebeple ileri yaşta cilt dokusunun iyileşmesi daha zor ve zaman alıcıdır. Yara izleri çok daha belirgin olabilir.

– Siyah ırk soyundan gelenler skar oluşumuna daha elverişlidir ve daha büyük ve kalın skarlar oluşur.

– Aile ve genetik; Anne, baba ve kardeşlerinde skar oluşumuna yatkınlık olan kişiler skar oluşumunun bu kişide de olma ihtimalini artırır.

– Ameliyatlarda cilt büyük ve derin kesilmişse skar oluşumu ihtimali çok yüksektir. Büyük ve derin kesilerde iyileşme süreci uzundur ve yaralı bölgeye binen gerilim şiddeti daha fazladır.

– Sigara kullanan kişilerde skar oluşumu ihtimali yüksektir. Çünkü sigara birçok yaranın iyileşme süresini uzamasına sebep olmaktadır. Acil vaka olmayan ve önceden planlanan plastik cerrahi ameliyatlarında doktor hastasına birkaç hafta öncesinden sigarayı yasaklar.

– Alkol ve kafein içeren içecekler vücutta su kaybına sebep olduğu için iyileşme sürecini uzatabilir. Bu sebeple ameliyat sonrası yaralar iyileşene kadar alkol ve kafein içeren içeceklerden uzak durulmalıdır.

– Ameliyat sonrasında bol su tüketimi önemlidir. Çünkü gereken miktardan az su tüketimi cildin elastikiyetini azaltır ve iyileşme sürecinin uzamasına sebep olur.

– Aşırı kilo yaraların iyileşmesini olumsuz yönde etkiler.

– Ameliyat sonrası hasta taburcu olduğunda doktorunun yaraların çabuk iyileşmesine yönelik hastaya verdiği talimatlar harfiyen uygulanmalıdır. Aksaklıklar iyileşme sürecinin uzamasına sebep olur.

– Yaralı bölgede enfeksiyon oluşumu iyileşme sürecini uzatır ve fazla miktarda skar oluşabilir.

– Diyabet veya benzeri kronik rahatsızlıklar skar oluşumunu tetikler. Diyabet hastalarının ameliyat öncesinde ve sonrasında kan şekerlerinin normal seviyede tutulması iyileşme süreci için önemlidir ve skar oluşumunu önler.

– Dikiş atılan bölge doğrudan güneş ışığı aldığında skar oluşabilir veya mevcut skar şiddetini artırabilir.

Ameliyat sonrası dikiş bölgesinin bakımı;

– Ameliyat sonrası taburcu olduğunuzda yara yerinin ne kadar süre kuru kalması gerektiği konusunda doktordan gereken bilgi alınıp, alınan bilgi doğrultusunda yaralı bölgeyi korumak gerekir.

– Dikiş atılan bölgede her gün kızarıklık, şişme, kanama gibi durumların olup olmadığı kontrol edilmelidir.

– Yaralı bölge ve dikişli kısımlar ovalanmamalı, kaşınmamalıdır.

– Dikiş bölgesindeki iplik veya zımbalar doktorun kontrolü olmadan çıkartılmamalıdır.

– Dikiş bölgesine doktordan habersiz krem, pudra veya pansuman gibi işlemler yapılmamalıdır.

– Dikiş bölgesi ilk birkaç ay doğrudan güneş ışığı almamalıdır.

– Sadece eğer doktor önerdiyse doktorun önerdiği doğrultuda pansuman yapılmalıdır.

– Yara yeri vücudun farklı bir bölgesiyle uzun süreli temas ettirilip terletilmemelidir. Örneğin bacakların iç kısmında dikiş olduğunu düşünürsek yatarken bacaklar birbirine bitiştirilmemelidir.

Vajinal doğum sonrası dikiş izleri;

Vajinal doğumda doğum kesisi yapılmış ise genellikle dış tarafta 3-4 cm uzunluğunda hafif bir dikiş izi belli olur. . İlk doğumlarda genellikle epizyotomi kesisi uygulanır fakat sonraki doğumlarda uygulama sıklığı azalır. Epizyotomi kesisi yapılmamışsa ve yırtık meydana gelmemişse dikiş atılmayacağı için normal doğum sonrası dış tarafta herhangi bir iz veya skar dokusu oluşmaz.

Bitkisel çözümler, merhemler, krem ve yağlar;

Bu tür tedavi ve pansuman uygulamaları doktor tavsiyesi olmadan kesinlikle uygulanmamalıdır. Dikiş bölgesine zarar vermekle beraber ek yan etkiler oluşturabilir. Doktorun önerisiyle yara iyileşmesini çabuklaştırmaya yönelik bazı krem ve merhemler kullanılabilir. Bitkisel çözümler, otlar ve bitkisel tedaviler yara iyileşmesi veya dikiş izinin kaybolması konusunda fayda sağlamaz. Şikâyetiniz ne olursa olsun, daha önce bu gibi şikâyetlerden bitkisel çözümlerle fayda gördüğünü söyleyenler dahi olsa her durumda kesinlikle doktorunuza danışmanız, tedavi yöntemini sağlık kuruluşundan beklemeniz önerilir. Bir doktor ve sağlık kuruluşunun önermediği, hasta ve yakınlarının kulaktan dolma bilgilerle bulduğu çözüm alternatifleri veya tedavi yöntemleri ciddi yan etkilerle sonuçlanabilir.