Tüp Bebek

Tüp Bebek ile Mikroenjeksiyon Arasındaki Farklar

Tüp Bebek ile Mikroenjeksiyon Arasındaki Farklar

 

Tüp bebek tedavisini etkileyen faktörler;

  • Kısırlık sebebi ve süresi
  • Önceden hamile kalınıp kalınmadığı
  • Anne adayının yaşı
  • Baba adayının sperm sayısı
  • Baba adayının sperm kalitesi
  • Daha önce geçirilmiş hastalıklar
  • Anne adayının yumurta sayısı
  • Anne adayının yumurta kalitesi
  • Anne adayına tüp bebek tedavisinde uygulanan embriyonun kalitesi
  • Anne adayında rahim içi oluşan kist, polip
  • Anne adayında embriyonun tutulmasını engelleyecek hastalıklar

Tüp bebek tedavisindeki laboratuvar ortamındaki dölleme işleminde başlıca iki teknik vardır:

 

Klasik Tüp Bebek-IVF (İn Vitro Fertilizasyon): Spermler, yumurtaların yanına bırakılarak bu spermlerin kendi kendilerine yumurtanın içine girip dölleme işlemini gerçekleştirmesi beklenir.

 

Mikroenjeksiyon (ICSI): Mikroskop altında spermin bir pipet vasıtasıyla direkt olarak yumurtanın içine enjekte edilmesi ile döllemenin sağlanmasıdır.

 

Tüp bebek tedavisinde mikroenjeksiyon (ICSI) yöntemi günümüzde yaygın olarak uygulanmaktadır. Tüp bebek tedavisinde, döllenme aşamasında uygulanan bir teknik olan mikroenjeksiyondaki amaç; sperm ve yumurtanın başarılı bir şekilde, yüksek oranda döllenmesini sağlamaktır.

 

Tüp Bebek ile Mikroenjeksiyon Arasındaki Farklar konusuna değinmeden önce mikroenjeksiyonu kısaca tanımlamak gerekirse;

 

İlk kez, 1992 senesinde Belçika’da uygulanan mikroenjeksiyon, tüp bebek tedavi yöntemleri arasında en etkili olan ve son derece başarılı bir yöntemdir. Tüp bebek tedavilerindeki en güçlü infertilite (kısırlık) tedavi yöntemi olarak geçmektedir. Enjeksiyon uygulaması ile hiç sperm elde edilemediği halde baba adayının sperm hücrelerine ulaşılır ve ulaşılan sperm yine enjeksiyon yardımı ile yumurta hücresinin içerisine enjekte edilir; bu teknik Mikroenjeksiyon olarak adlandırılmaktadır.

Tüp bebek uygulamalarında en güçlü kısırlık tedavi yöntem olan mikroenjeksiyon, şiddetli erkek kısırlıklarında yaygın olarak kullanılmakta olan bir yöntemdir.

 

Nedenleri ise:

  • Sperm sayısı azlığı,
  • Sperm hareketliliğinin azlığı,
  • Sperm şekillerindeki (morfoloji) bozukluktur.

Yumurta toplanma sürecine kadar yapılan işlemler tam olarak aynıdır. 

 

Klasik tüp bebek (IVF); anne ve baba adayından elde edilen çok sayıda üreme hücrelerinin laboratuvarda bir araya getirilmesi ile meydana gelen embriyolar arasından en kaliteli olanının seçilmesi sonucunda anne adayının rahmine transfer edilme yöntemidir. Özetlemek gerekirse Klasik tüp bebek (IVF) yönteminde pek çok üreme hücrelerinin laboratuvar ortamında bir araya getirilmesi sonucunda spermin kendi kendine yumurta hücresini döllemesi beklenir; mikroenjeksiyon tekniğinde ise tek bir spermin, yumurtaya direkt olarak enjekte edilmesi döllenmeye maruz bırakılır. Bu açıklamaların dışında tüp bebek ile mikroenjeksiyon tekniği arasında herhangi bir fark yoktur. Tek fark, laboratuvar ortamında uygulanan işlemin farklılığından ibarettir.

 

Mikroenjeksiyon (ICSI) için hangi hastalar uygun:

  • Sperm sayısı çok az olanlar
  • Sperm şeklinde, morfolojisinde bozukluk bulunanlar
  • Kısırlık sebebi antisperm-antikorlar olanlar
  • Daha önce uygulanan klasik tüp bebek yönteminde başarılı sonuç elde edilemeyenler
  • Preimplantasyon genetik tanı (PGD) uygulanacak olanlar
  • Nedeni açıklanamayan infertilite (kısırlık) şikayeti olanlar

 

Mikroenjeksiyon uygulaması

 

Mikroenjeksiyon uygulanmasında, menide bulunan en kaliteli sperm tercih edilir. Sperm hücresi mikroskopik enjektörler ile alınır ve yumurta etrafındaki hücreler temizlenerek sperm enjektör aracılığı ile yumurta hücresinin içine konur. Mikroenjeksiyon yani ICSI yönteminde döllenme başarısı, klasik tüp bebek yöntemine göre biraz daha artmaktadır. Başarı da anne adayının yaşı ve yumurtalık kapasitesinin de önemi yadsınamaz derecede büyüktür.

 

Bir yorum yazın