Tüp Bebek

Tüp bebek tedavisi tarihsel gelişimi

Tüp bebek işlemi, kadından alınan overlerin (yumurta) vücut dışında eşinden alınan spermler (erkek bireylerine ait üreme hücresi) ile laboratuar ortamında döllendirilmesidir. Oluşan embriyoların (zigotun arka arkaya mitoz bölünme geçirerek hücre sayısının artması) 2-5 gün kadar sonra tekrardan kadın rahmine (uterus) yerleştirilmesidir.
İlk olarak İngiltere’de 1978 yıllarında tüp bebek yöntemi ile Loise Brown adında kız bebek dünyaya gözlerini açmıştır.1990 yıllarından sonra gelişen yeni yöntemler ile hızlı ilerlemeler kaydedilmiştir.

Günümüz döneminde, her yıl milyonlarca çift tüp bebek yöntemi ile çocuk sahibi olabilmektedir. Geçmiş zamanlarda enfeksiyon yada cerrahi işlemler sonrasında tüplerde kalıcı hasarlar meydana gelen kadınlarda uygulanmıştır, kısa süre sonra infertiliteye (kısırlık) yol açan sebeplerin tedavisinde kullanılmaya başlanmıştır. Günümüzde endometriozis (çikolata kisti),nedeni açıklanamayan infertilite (kısırlık) olguları ve erkeklerde olan infertilite de tüp bebek uygulaması başarılı sonuçlar vermiştir. Son yıllarda özellikle uygulamaya geçilen mikroenjeksiyon, sperm (erkek üreme hücresi) sayısının düşük olması hatta azosperme (menide sperm bulunmaması durumu) karşı testislerinde sperm olan erkeklerin tedavisinde devrim niteliğindedir.

Tarihsel Gelişimi ve Günümüzdeki Hali

1970 yıllarının sonlarında ilk olarak dünya gündemine oturan yardımcı üreme teknikleri ve tüp bebek çocuk sahibi olmak isteyen fakat farklı sebeplerle sahip olamayan binlerce çift için bir kapı olmuştur. Tıp alanında ve teknolojik olarak gelişen ilerlemeler üremeye yardımcı tekniklerde büyük derecede ilerleme sağlamıştır. Tüp bebek ilk olarak yalnızca tüpleri tıkalı olması nedeniyle doğal yöntemlerle bebek sahibi olamayan bayanlar için tedavi olarak geliştirilmişti. Verilen ilaçlarla overleri uyarılan bayanların over hücreleri laparoskopi ile vücut dışarısına alınıyor ve sonra laboratuar şartlarında eşine ait olan sperm hücreleriyle bir arada bırakılıyor. Overin döllenmesi bekleniyor ve döllenmiş overle embriyo haline geldiklerinde kadın rahmine (uterus) yerleştiriliyor ve daha sonra gebeliğin oluşması bekleniyor. Kısa zaman içerisinde dünyada büyük ilgi buldu ve hemen hemen her ülkede tüp bebek merkezleri açılmaya başladı. Bu yöntem oldukça yatırım gerektiriyor ve hastalar için maliyeti oldukça yüksekti. Açılan merkezlerde araştırmalar yapıldı ve teknik olarak gün geçtikçe ilerleme katledildi. Embriyoların dondurulma ve saklanma ile transferi olabilecek embriyolar dışında arta kalmış olanların sonrada kullanılabilmesi gündem içerisine geldi. Günümüzde embriyonun dondurulma ve çözülme yöntemi ile taze embriyo transferine yakın denilecek kadar gebelik elde edilmiştir.1990 yılları başlarına ulaşıldığında bayandan alınan over hücresi içine, mikroskop ortamında erkeğin bir spermi enjekte edilerek döllenme sağlanabildiği ve embriyo oluşabildiği görüldü.

Mikroenjeksiyonun Gelişimi

Mikroenjeksiyon gelişimi üreme sağlığında devrim başlangıcı olmuştur. Çok düşük sperm sayısı olan erkeklerin çocuk sahibi olabilmeleri için yol olmuştur. Diğer taraftan menis içerisinde sperm hücresi bulunmayan erkekler çocuk sahibi olması imkânsızdı. Bu problemlerin aşılması pek zaman almadı. Menisinde sperm bulunmayan erkeklerin testislerinden operasyon ile spermin bulunması ve spermleri ile mikroenjeksiyon yapılması işlemi bir kişinin hayalinin gerçekleşmesi anlamına gelmekteydi. Gelişmeler sonrasında üreme sağlığı hakkında uzun süre yeni gelişmeler olmadı. Maliyetler ucuzlamaya başlıyor ve tüp bebek teknikleri toplum açısından kolay ulaşılabilir hale geliyor. Fakat ardı ardına açılan tüp bebek merkezlerinde kontrolsüz şekilde tüp bebek tedavisinin uygulanması ve tedavilerin istenmeyen çoğul gebeliklerin artmasına yol açıyor. Gelişmiş ülkelerde tüp bebek yöntemleri merkez ajanslar ya da dernekler tarafından kontrol altına alınıyor ve devlet tarafından denetlenmeye başlanıyor.

Prof. Dr. Bülent Tıraş